Mevlüt Ülgen

Ruh sağlığımız nereye gidiyor?

İzmir’de hastanelerin psikiyatri ve AMATEM servislerinde büyük yoğunluk yaşanıyor. Hastanelere ruh sağlığı ve madde bağımlılığı ile ilgili konularda yüksek oranda talep geliyor. Böylesi yoğunluğun yaşanması, ‘Hastanelerimiz yetersiz mi kalıyor?’ sorusunu beraberinde getirirken, toplumda endişeye yol açıyor. Psikolog Mevlüt Ülgen, madde bağımlığı ve depresyon, kaygı gibi sorunların artmasıyla ülkenin içinde yaşadığı psikososyal, siyasal ve ekonomik durumların etken olduğunu söylerken, İl Sağlık Müdürü Bedia Salnur, büyük özveri içinde çalışılmasına rağmen zaman zaman servislerde yatak sıkıntısının yaşandığını dile getirdi.

‘YATACAK YER YOK’
Ege, Katip Çelebi ve Tepecik Eğitim ve Araştırma hastaneleri bu anlamda hizmet veren yerler. Ege Üniversitesi Hastanesi, ruh sağlığı ve madde bağımlılığıyla ilgili İzmirlilerin en çok tercih ettiği hastanelerin başında. Hastanenin 63 yataklı servisi tamamen dolu. Psikiyatri servisinde daha sık tercih edilen ‘ayakta tedavi’ için dahi hastaların 2 aydan uzun süre beklemeleri gerek. Diğer yandan Katip Çelebi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde de durum farklı değil. 26 yataklı serviste yer yok. Şizofreni başta olmak üzere pek çok konuda hastaneye başvuranlar, yatacak yer bulamıyor. AMATEM servisleri de aynı şekilde dolu.

Devlet hastanesinden ismini vermek istemeyen bir yetkili, yüzlerce hastanın tedavi için sıra beklediğini ve bu insanların aylarca beklemek zorunda kaldığını söyledi. Adli takip nedeniyle gelenlerden binlerce kişinin hala sıra beklediğini vurgulayan yetkili, “Hastanelere yoğun olarak alkol ve sentetik uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle başvuruluyor. Çoğu hasta kendi isteğiyle geliyor ancak tedavi olamıyor” ifadelerini kullandı.

‘TOPLUMU ETKİLİYOR’

Madde bağımlığı, depresyon, kaygı gibi ruh sağlığı problemlerinin artması ve daha ağır ruhsal sorunların ortaya çıkmasında ülkenin içinde yaşadığı psikososyal, siyasal ve ekonomik etkenlerin büyük önemi olduğunu söyleyen Türk Psikologlar Derneği İzmir Şube Başkanı Mevlüt Ülgen, “Kriz ya da çalkantılı dönemlerde hem birey hem de toplum sarsılır. Toplumda güvensizlik, şiddet, gerilim ortamının giderek artması, yöneticilerin bu iklimde belirleyici olması çok büyük etken. İzmir’deki rahatsızlıklarla ilgili öznel bir veri olmadığını söylememiz gerekir. İzmir diğer kentlere göre daha açık bir toplum yapısına sahip olduğu için kimi sorunların gizlenmesi yerine su üstüne çıkması, daha fazla sorun olduğu yönünde bir algı yaratabiliyor. Oysa buradaki insanlar ruh sağlığı ya da bağımlılık gibi problemler yaşadığında tedavi için başvuruyor. Bu nedenle sorun, görünür kılınıyor” diye konuştu.

Artan bağımlılık sorunu başta olmak üzere toplum ruh sağlığıyla ilgili gerekli çalışmaların da hızla yapılması gerektiğini söyleyen Ülgen, “Tabii ki bu açıdan eğitim, bilgilendirme ve farkındalık yaratma çabaları çok önemli. Bunun ötesinde gençler ve çocuklar için sosyal, kültürel ortamların sağlanması gerekiyor. Burada da aile yapısının desteklenmesi çok kıymetli. Bizim öncelikle toplumda kamu oluşturan insanların, diğer öğelerle el ele vererek güvensizlik, çatışma ve gerilim üreten iklimi yumuşatması gerekiyor. Bunu oluşturan faktörleri ortadan kaldırılması oldukça önemli. Daha sağlıklı ilişki ortamına geçmemiz gerekiyor” dedi.

‘DEVAM EDECEĞİZ’

İl Sağlık Müdürü Bedia Salnur ise İzmir’de 174 tane erişkin, 14 tane çocuk psikiyatri servis yatağı bulunduğunu, AMATEM’e de direkt başvuru yaptıkları takdirde aynı gün muayene olabildiğini söyledi. Bölgedeki adli vakalara hizmet verebilen iki ilden birinin İzmir olması ve Manisa’daki hastanenin tadilata girmesi nedeniyle, tüm yükün kentteki hastanelere kaldığını vurgulayan Salnur, “Bu etkenlerden dolayı hastaların yatışlarında zaman zaman sıkıntı yaşanabiliyor. Ancak gerekli çalışmaları yapıyoruz. Yapımı devam eden Bayraklı Şehir Hastanesi’nde adli psikiyatrik hastalar için yüksek güvenlikli adli psikiyatri servisi hazırlanacak. Yine aile sağlığı merkezlerinde bu anlamda bir ön hizmet verecek nitelikte olan masalar oluşturulacak ve oralarda psikologlar hizmet vererek hem toplum ruh sağlığı hem de bağımlılıklar konusunda yönlendirici nitelikte ilk hizmet verecek” dedi.

Tedavi gören hastaların maddeyi bırakmaya istekli veya tedaviye uyumlu olmasının önemli olduğunu belirten Salnur, “En yüksek tedavi oranı olan ülkelerde dahi yüzde 15 kurtulma sağlanıyor. Bu açıdan bakınca bin yataklı hastane dahi oluşturulsa önleyici ve bütünsel önlemler alınmadan buna tam anlamıyla çözüm bulmak mümkün gözükmüyor. Bu nedenle, Milli Eğitim İl Müdürlüğü, Diyanet İşleri ve İl Emniyet Müdürlüğü ile ortak çalışmalar yürütüyoruz, yürütmeye de devam edeceğiz” diye konuştu. 

14 Aralık 2018 Genel, Sağlık / Utkucan Akkaş/Özel Haber