Mevlüt Ülgen

Türk Psikologlar Derneği İzmir Şube Başkanı Mevlüt Ülgen 12 temmuz 2019 tarihinde canlı olarak Ege Telgraf TV de canlı olarak yayınlanan " geniş Açı" programına konuk oldu.
Program videosunu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

https://www.facebook.com/EgeTelgrafGazetesi/videos/494414714661801/

13.07. 2019 tarihli  Ege Telgraf Gazetesi  Haberi 

Ege Telgraf Web TV’de canlı olarak yayınlanan ve Hakan Serbest’in hazırlayıp sunduğu Geniş Açı programının konuğu Türk Psikologlar Derneği İzmir Şube Başkanı Mevlüt Ülgen’di. Programda toplumsal ve bireysel şiddet konusu masaya yatırıldı.

‘SİSTEM BESLİYOR’
Gerek sokakta, gerekse evde, şiddet her yerde… Hemen her platformda şiddet ile ilgili haberler gerek ana akım medya, gerek sosyal medyada sık sık karşımıza çıkıyor. Son zamanlarda sayısı hızla artan şiddet olaylarıyla ilgili değerlendirmede bulunan Türk Psikologlar Derneği İzmir Şube Başkanı Mevlüt Ülgen şiddetin bir sarmal olduğunu ve gazetelerden, televizyona çok sayıda ürünle desteklendiğini savundu. Toplumda bireyselleşmenin, bencilleşmenin ve ötekini görmeme halinin yaygınlaştığını söyleyen Ülgen, “Bu durum başkalarını anlamayı ve ona sabretmeyi engelliyor. Diğer yandan şiddetin bir cezasızlık hali var. Şiddet olayları gittikçe meşrulaştırılıyor. Sinirleri her gerilen, zihnen ve bedenen yorulan ya da stres içinde yaşayan vatandaş şiddete başvurmuyor. Şiddet hali sadece bunlarla ilgili şeyler değil. Kolaylaştırıcı unsurlar olabilir ancak eğitim sistemimizden tutun aile yaşantısına kadar her noktada şiddet olaylarını besliyoruz. Adalet mekanizması da iyi işlemiyorsa ve vatandaşlar ona yeterince güvenmiyorsa, kişiler olumsuz bir olay karşısında kendi adalet anlayışlarını uygulamaya koymaya çalışıyor. Eğer sizin meşru sosyal ve hukuk mekanizmanız sosyal hayatı yeterince düzenleyemiyorsa, bireyler ne yazık ki şiddete yönelmeye çalışıyor” dedi.

ofke-kontrolu

POZİTİFLİK VURGUSU
Trafikte üst üste yaşanan şiddet olayları Türkiye’yi sarstı. En fazla fiziksel ve psikolojik şiddet olaylarının yaşandığı yerlerden biri olan yollardaki sorunlara da değinen psikolog Mevlüt Ülgen, karşımızdaki kişiyi anlamaya çalışmamız gerektiğini söyledi. Trafikteki sürtüşmeler sırasında yaşanılan olayı pozitif olarak algılamanın olumlu etki yaratabileceğini söyleyen Ülgen şöyle konuştu: “Trafikte ilerlerken yaşanılan olaylar sık sık bireyleri sinirli bir hale sokabiliyor. Ancak bir noktayı atlıyoruz; o da arkadakinin derdi başka da olabilir. Yardımcı olmaya çalışıyor, sizi bir olası tehlikeye karşı uyarıyor ya da gerçekten çok acil bir durum için acele ediyor olabilir. Bazen biz her şeyi negatif algılıyoruz. Biraz iyi niyetli yaklaşmalıyız trafikteki sürücülere. Her şeyden önce kendimizi korumak için bunu yapmalıyız. Her şeyi bireyselleştirerek bize yapılmış haksızlık, saldırı olarak gördüğümüzde öfkeleniriz. Bizim dışımızdaki herkesin bize zarar vermeye çalıştığı ve her şeyin en iyisini biz biliriz düşüncesinden sıyrılmamız gerekiyor. Böyle yaklaşmamalıyız. Empati kurmamız gerekiyor. Gerçekten bizi rahatsız edebilecek durumlarla karşılaştığımızda bunu biraz mizahi bir şekilde karşılamak, pozitif düşünerek bu işten uzaklaşmak iyidir. Gerçekten öfkelenmek ile sinirlilik nasıl bulaşıcıysa gülümsemek ve pozitif düşünmek de bulaşıcı.”

‘BAŞARISIZLIK DEĞİL’
Yükseköğrenim Kurumları Sınav sonuçlarının 18 Temmuz’da açıklanması bekleniyor. Aileler ve öğrencilerin tedirgin bekleyişi sürerken, her yıl gelen sonuçlardan dolayı yaşanan olumsuz olaylar da herkesin aklında. Sınav sonucu ne olursa olsun gençleri yetersiz ve başarısız olarak nitelendirmemek gerektiğini vurgulayan Mevlüt Ülgen, “Sistemde aileleri akademik başarıya odaklandırdılar. ‘En iyisi olsun, en iyi okullara girsin’ tutumu bulunuyor herkeste. Çoğu çocuk kendi istediğini değil toplumun ya da ailelerinin istediği bölümleri okuyor. Çocukların sadece sınav başarısıyla üniversite geleceğini seçmesi sorunlu bir durum başlı başına. Milyonlarca çocuk sınava giriyor, bunların küçük bir kısmı istenen bölümlere giriyor. 10 çocuktan ikisi iyi diye nitelenen yerleri kazanırken geriye kalan çocuğun başarısız olduğu düşünülüyor. Peki, sürece ortak şartlarda mı çalıştılar? Bu durum hayatlarının sonu mu? Sadece sınavın sonuçlarına odaklanmış tutumla, başarılı olan çocuklar için bile yarınlar kötü sonuçlar yaratıyor. İstediği olmayan gençlerimizi de başarısız ve yetersiz olarak görmek doğru değil. Üniversite sınavlarında gençlerimiz de, aileler de en iyisini istiyor ve bunun için gayet etti. Onların sonuçlarından çok bu süreçteki çabalarını görmek, bu çabanın sürmesini desteklemek gerekiyor. Hayat o kadar kısa değil tekrar hazırlanabilir ya da başka bir alanda kendisine uygun bir meslek seçerek hayatını sürdürebilir. Farklı alanlarda kendisini kanıtlayıp, başarılı olan pek çok insan var” diye konuştu.

Utkucan Akkaş/Özel Haber

https://www.egetelgraf.com/ofke-kontrolu-icin-empati-kurmaliyiz/